7.12.08

PENCERE KENARI


Bu yazıyı okumanız sadece 30 saniyenizi alacak, ve sonunda hayata ve ilişkilere bakış açınız değişecek.!!!


İleri derecede hasta iki adam ayni hastane odasındaydılar. Adamlardan birinin her öğleden sonra 1 saatliğine oturmasına izin veriliyordu, ciğerlerindeki suyun süzülmesi için. Bu hastanın yatağı odadaki tek pencerenin tam yanındaydı. Diğer hasta ise hep sırtüstü yatmak zorundaydı. Bu iki hasta saatlerce birbiriyle konuşur, eslerini, ailelerini, evlerini, islerini, askerlik anılarını, tatilde gittikleri yerleri anlatırlardı birbirlerine.

Pencerenin yanındaki hasta, her öğleden sonra oturmasına izin verdikleri saati diğer hastaya pencereden görebildiklerini anlatarak geçiriyordu. Diğer hasta hep bir sonraki günü iple çekmeye başladı, dışarıdaki renkli ve hareketli dünyayı dinlemek için. Pencere, içinde çok güzel bir göl olan parka bakıyordu. Ördekler ve kuğular gölde yüzerken çocuklar model bot'larını suda yüzdürüyorlardı. Genç âşıklar, gökkuşağının tüm renklerindeki çiçeklerin arasında kol kola dolaşıyorlardı.

Ulu ağaçlar etrafı süslüyor, uzaktan şehrin silueti görünebiliyordu. Pencere kenarındaki adam bunları muhteşem bir detayla anlatırken, odanın diğer ucunda yatan adam gözlerini kapar ve bu muhteşem manzarayı hayalinde canlandırırdı. Sıcak bir öğleden sonra, pencerenin yanındaki adam geçmekte olan bir senlik alayını tarif etti.

Diğer adam bando seslerini duyamasa bile hayalinde canlandırabiliyordu, pencere kenarındaki adamın tasviriyle. Günler ve haftalar geçti. Bir sabah banyo yaptırmak için su getiren gündüzcü hemşire pencere kenarında yatan hastanın cansız bedeninizle karsılaştı: uykusunda, huzur içinde ölmüştü. Hüzünlendi, hastane görevlilerini cesedi dışarı taşımaları için çağırdı.

Uygun zaman geçtiğine kanaat getirir getirmez, diğer hasta pencerenin kenarındaki yatağa taşınmasının mümkün olup olamayacağını sordu. Hemşire Memnuniyetle isteğini yerine getirdi, hastanın rahat olduğundan emin Olduktan sonra onu yalnız bıraktı.

Yavaşça, duyduğu acıya aldırmadan, bir dirseğine yaslanarak dışarıdaki dünyaya bakmak üzere yatağından doğruldu adam.

Sonunda, dışarıyı kendi gözleriyle görme zevkini yasayabilecekti. Pencereden dışarı bakabilmek için yavaşça dönmeye zorladı kendisini. Pencere, bos bir duvara bakıyordu. Adam hemşireye, vefat eden oda arkadaşının pencerenin dışında görünen Harika şeylerden bahsetmesine sebep olan şeyin ne olabileceğini sordu. Hemşirenin cevabi, ölen adamın kor olduğu ve pencerenin önündeki duvarı görmediğiydi. 'Sanırım seni cesaretlendirmek istedi' dedi.

Epilog: Diğer insanları mutlu etmek çok büyük mutluluk getirir, Kendi durumunuz ne olursa olsun. Paylaşılan dertler yarısı kadar üzüntü verir, paylaşılan mutluluklar ise İki kati artar. Kendinizi zengin hissetmek istiyorsanız, sahip olduğunuz ve paranın satın alamayacağı her şeyi paylasın. Bu gün bize bir hediyedir. Bu yazının kaynağı bilinmiyor, fakat okuyan herkese mutluluk getirecektir.

23.9.08


Bir bakıyorsunuz düz bir hayat şekilleniyor,

Resim çizen ellerde....... sabit

Bir bakıyorsunuz dalgalar, fırtınalar,tipi ortalığı sarıyor...

Tutunmak istiyorsunuz hayata uzanıyorsunuz

Sanki küflü okyanus üstünde yaşanıyor bunlar..

Katil eller adam öldürüyor, boğaz sıkıyor

Şiir yazan eller de var ömrü boyu

Ama bazen bir şiir de öldürüyor kansız insanı

Eller görüyorsunuz sizi çekecekmiş gibi geliyor,

Sandalınız sarsıntıda.Kürekler kırılmış.

Yalnızca bakan eller aptalca! ..

İdam fermanı yazan eller

Gözleriniz bir metre ileriyi seçemiyor

Etraf boz duman, sis, perde

Ellere uzanıyorsunuz, kaygan

Birde yok oluyorlar..garip şekillerle

Ya siz yaratmışsınız o elleri,

Ya da onlar uzattıklarına pişman...

Siz de dalgaların ellerini seçiyorsunuz

Onlara emanetsiniz artık..

Evvela sevgi kusan

Sonra yere batıran, yalancı

Toprağa sokan, kapıları kapatan

Aptal,zeki, bilen eller...

Bazen duada göğe uzanan, secdede

Bazen inkarcı, ateş eller!

Güle uzanıp kokusunu ulaştıran

Gübreyle kirletip tokatlayan eller..

Eller var yakaran, eller var veren

Eller var yalnızca sevgi taşıyan

Eller yönlendiriyor, bakıyor size

Kaygan eller, soğuk eller

Sınanmak istemediğim eller

Can kurtaran eller..yapıcı, kurtarıcı

Aşk destanı yazan öpülesi eller

Ellerde sevgi varsa herkesi sever

Annelerimizin, toprağın okşayan

Babamızın, gökyüzünün koruyucu elleri

Ellerin de gözleri var! ..

10.9.08

ASLOLAN HAYATTIR

"aslolan hayattır
bir akvaryumu yazmak,
akvaryumda yaşamaktan kolaydır
bu yüzden her dize biraz eksik
her şiir biraz yalandır..."

İKİ KALP ARASI MESAFE


Mesafeler yüreğindeki kadardır en fazla...

İki kalp arasında yapılmaz ki kilometre hesapları..

Nereye gitsen seninledir..

Seninle nefes alıp verir aşk..

Saçlarını uçuşturan rüzgarda hissettiğinde kokusunu,

Engin denizlere dalıp hatırladığında gözlerinin rengi,

Gözlerini kapattığında karşına gelen hayalini,

Bakışını, öpüşünü..

Aklına her düştüğünde yaşamak varlığını...

Hangi iki şehir bu kadar yakındır ki birbirine iki kalp arasındaki mesafeyi düşününce..

Sesine bir ses aradığında gelmez belki,

Dokunmak istediğinde yoktur baş ucunda,

Ağlamak istediğinde sarmaz seni sımsıkı kolları,

Sevincinde görmez gözlerindeki ışığı,Bilirsin sadece..

Bilirsin oralarda bir yerde bir kalbin seninkiyle aynı ritimde çarptığını.

Bu bile yeter umudunu bir küçük mum ışığıyla aydınlatmaya...

Hasret ne kadar zor olursa vuslatı düşünmek bir o kadar heyecanlı..